Biyomedikal Mühendisliği ,Biomedikal Mühendisliği , Biomedical Engineer,Klinik Mühendisliği,Türkiye,

Tam Versiyon: Biyouyumluluk Nedir ?
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyon'a bakınız.
Page 1
Biyouyumluluk:
Malzeme ve vücut sıvılarının kimyasal etkileşimi ve bu etkileşimin fizyolojik
sonçlarının vücuda ne kadar zarar verip vermediğidir. Bir malzemenin
biyouyumlu olması için bulunduğu canlıdaki fizyolojik ortam tarafından kabul
edilmesi gerekir. Bu yaklaşımlara rağmen biyouyumluluğun çok kesin bir tanımı
yoktur. Çünkü kullanılan malzemenin vücudun neresinde ve ne amaçla
kullanılacağı bu tanımı belirler. Direkt kanla temas edecek malzemeyle, direkt
kemikle temas edecek malzemenin biyouyumluluk tanımları birbirinden çok
farklıdır.
Biyomalzemeler, yaşayan sistemlerin içerisinde veya onlarla ilişkide olan
sistematik ve farmakolojik olarak reaksiyona girmeyen malzemelerdir.
Biyouyumluluk:
Araştırmacılar , “biyomalzeme” ve “biyouyumluluk” terimlerini, malzemelerin
biyolojik performanslarını belirtmek için kullanmışlardır. Biyouyumluluk, bir
biyomalzemenin en önemli özelligi olup, vücut ile uyuşabilirlik olarak
tanımlanabilir. Biyomalzemeler, kendilerini çevreleyen dokuların normal
degişimlerine engel olmayan ve dokuda istenmeyen tepkiler (iltihaplanma, pıhtı
oluşumu vb.) oluşturmayan malzemelerdir. Bazı araştırmacılar, biyouyumluluk
terimini biraz genişleterek, biyomalzemenin yapısal ve yüzey uyumlulugunu
ayrı ayrı tanımlamışlardır. Yüzey uyumlulugu, bir biyomalzemenin vücut
dokularına fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak uygun olmasıdır. Yapısal
uyumluluk ise, malzemenin vücut dokularının mekanik davranışına sagladıgı
optimum uyumdur.
SPR bir çok biyolojik etkileşimi araştırmakta kullanılan güncel bir
tekniktir.Biyomalzeme yüzey etkileşimlerini incelemek için idealdir bir çok
yüzey etkileşimini gerçek zamanlı ve dinamik parametrelere bağlı olarak
ölçebilir
Tarihçe:
1900’lü yılların başında çelik önem kazanıyor. Biyomalzeme olarak kabul
ediliyor. Fakat çelikte oksidasyon olduğu için paslanmaz çelik , kobalt,krom
kullanılıyor. Vücutta en uyumlu olanı altındır çünkü asal bir elementtir. 2.
Dünya savaşından sonra bulunan cam şeklinde gözüken polimetilmetakrilat
(PMMA)vücutla tamamen uyumlu olduğu ortaya çıkmıştır. Bir diğer buluş
inorganik yapının bulunması kemiklerde uyumlu hidroksihepatit (seramik) 60’lı
yıllardan itibaren kalp kapakçıkları , 70’li yıllarda kontakt lens bulunan en
önemli malzemelerdendir. Tarihte bulunan ilk biyomalzeme de asa yani
bastondur.
Biyomalzemelerin Kullanım Alanları:
1. Hastalıklı veya hasar görmüş kısımların yerine (diyaliz, protezler)
2. İyileşmeye yardımcı olmak (ameliyat ipliği(kat-küt),vidalar teller)
3. Fonksiyonelliği artırmak (lens kalp pili işitme cihazı)
4. Kozmetik problemleri düzeltmek (diş teli, deri implantasyonu, silikon)
5. Tedaviye yardımcı olmak (katater,direnaj)
6. Teşhise yardımcı olmak (biyoalgılayıcılar, endoskopi,enjektör)
7. Fonksiyon bozukluklarını düzeltmek(omuga fixatörleri)
Sistemde Kullanılan Biyomalzemeler:
∎ İskelet sistemi- protez, tel, vida
∎ Kas sistemi- Kas yırtıklarında kat-küt kullanılıyor.
∎ Sindirim sistemi- Mide ve bağırsaklardaki yırtıklar için kat-küt,
endoskopi
∎ Dolaşım sistemi- Kalp kapakçığı,stent,yapay damar
∎ Solunum sistemi- Vücut sıvısıyla veya gazıyla temasta olması gerekiyor
(oksijenaratör)
∎ Deri sistemi – Sargı bezi, yapay deri (Sargı bezi genelde polimerdir)
∎ Boşaltım sistemi – Sonda , diyaliz makinesı
∎ Endokrin sistemi- Pankreas hücrelerinin kapsüllenmiş yapıları
∎ Üreme sistemi –
Biyoseramiklerin Dokularla Etkileşimi:
Seramik implantların en ilgi çekici özelliklerinden biri, doku için zehir etkisi
oluşturmamaları. Dokuların çok karşılaşılan bir tepkisi de, dokunun implant
çevresinde ipliksi bir kapsül üretmesi. Bu ipliksi doku, organizma tarafından
implanta karşı bir duvar örmek için veya implantı izole etmek için üretilir.
Kısacası, bir çeşit korunma mekanizmasıdır ve implant, zamanla ipliksi doku ile
tamamen kaplanarak doku yüzeyinden uzaklaştırılır. Metaller ve çok sayıda
polimer, bu çeşit bir tepkiye neden olurlar. Alümina ve zirkonya gibi hemen
hemen inert sayılabilecek seramikler de, ara yüzeyde ipliksi doku oluşumuna
neden olurlar. Ancak, optimum koşullarda bu doku son derece incedir. Kimyasal
reaktifliği çok yüksek olan metal implantlardaysa daha kalın ara yüzey
tabakaları oluşur.
Ara yüzeydeki uyumluluk ve hareketlilik de tabakanın kalınlığını büyük ölçüde
etkiler. Üçüncü bir doku tepkisiyse, implantla doku arasındaki ara yüzeyde
bağlanmanın gerçekleşmesidir. Bu yüzey, “biyoaktif yüzey” olarak adlandırılır
Bağlanma, implantla doku arasındaki hareketliliği engeller, ayrıca implantın
vücut tarafından dışlanması da engellenmiş olur. Dördüncü tür etkileşimdeyse,
implant malzeme, onarım işlemi tamamlandığında çözünür ve kendisini
çevreleyen doku tarafından emilerek yok edilir. Bu nedenle emilebilir (rezorbe
edilebilir) cinste biyomalzeme kullanıldığındanda, bu malzemenin vücut
sıvılarınca kimyasal açıdan parçalanabilir yapıda olmasına dikkat edilmeli.
Bozunma ürünleri de zehirli olmamalı ve hücrelere zarar vermeden dokudan
uzaklaştırılmalı. Tablo’da biyoseramik türüne bağlı olarak gözlenen doku
cevapları özetlenmiş bulunuyor.
Emilebilen implantlar, belli bir kullanım periyodunda dereceli olarak bozunacak
şekilde tasarlanmışlardır ve sonuçta yerlerini ev sahibi dokuya bırakırlar. Bu
durumda ara yüzey kalınlığı ya çok incedir, ya da hiç olmaz. Ara yüzey
kararlılığı bağlı problemlerin çözümü açısından, emilebilen implant kullanımı
uygun gözükmekte. Emilebilen seramik implantların geliştirilmesinde dikkat
edilecek noktalarsa şöyle sıralanabilir:
1) Bozunma süresince ara yüzey kararlılığı ve dayanımı korunmalı.
2) Doku türüne, yaşına ve sağlık durumuna bağlı olan doku yenileme hızı,
emilme hızına uygun olmalı.
3) Malzeme, yalnızca metabolik olarak kabul edilebilecek maddeleri
içermeli. Aksi halde kronik iltihaplanma olur ve ağrı başlar.
Referans URL